Su an herkese bi "son of a bitch" diye çigirasim var. Ruh halim Edinburgh'un havasi gibi, sürekli degisiyor. Bir bakiyorum günes açmis, bir bakiyorum yagmur, kara bulutlar... bir bakiyorum soguk montlu insanlar... bir bakiyorum tisört giyecek kadar yanan insanlar... 

Bu sabah iki kisi geldi is yerine... "aaaa türk müsteriiii" diye atladim hemen. Yok londradalarmismis buraya gelmisler geziyorlarmismis. Vy be dedim, dibim düstü. Ne güzel. Kizin "ee burda hayat nasil ? güzelmi ?" tarzi sorulari karsisinda göt gibi kaldim çünkü gerçekten hiç bir yeri gezemedim. Ne yapmak istedigime dair hiç bi fikrim yok. Okulda tamamen farkli, is yerinde farkli, evde farkli ve odamda yalniz kalinca tamamen farkli ruh hallerine bürünüyorum. Noluyor ? Merkür ilerlesene artik lan. Duygusal dûnyamin içine siçtin. Sanirim artik yepyeni bembeyaz söyle biraz isiltili bi sayfa açmam gerekiyor hayatimda... Aç anacigim elini kolunu tutan mi var diyebilirsiniz.. Elimi kolumu tutan bir atalet duygum var ki yenemedigim... 
Ayyy.
Resmen tam 1 saattir is yerindeki Sükran'a sövüyorum içimden. Kadin resmen bugün kendimi bok gibi hissettirdi... 

Yeni bi çocuk gelmis ekibe...

Haraketler, durus, yürüyüs.... Bu kadar mi birini hatirlatir ?.. Hem de hatirlamamam gereken birini..? 

Bir sürü kararlar aliyorum, hiç birini , bir tanesini bile hayata geçiremiyorum. 
Sürekli abur cubur yiyorum.
Tonla ödevim var... Icime sinmeyen projeler var. 

Isaret istiyorum... ne yapmam gerektigine dair.