boslukta..

Inanin bana su sabahlari acimadan üzerine basip geçtiginiz çimenden ottan farkim yok. Ikimizde nefes aliyoruz. Sadece nefes aliyoruz o kadar. Bu kadar amaçsiz, öylesine yasarken bulmamistim kendimi. Ne canim okula gitmek istiyor ne de yeni ortamlara akmak. Sadece oturup kitap okumak istiyorum. Bi tane kutuphaneye kilitlenmek istiyorum ve ömrümün kalanini orda geçirmek, kendi dertlerimden kurtulup karakterlere bürünmek. Kah aglamak, kah gülmek, sevmek, sevilmek, ölmek... 
Monika zibarip yatsada bende dolaptaki iskembe çorbasini içsem üzerine pulbiber döküp. Hayat ne kadar garip be blogcagzim ? Bi 5 sene önce burada olacagim aklima gelmezdi. Bi roman ve iskoç çiftin evinde oturuyorum. Onlarla yemek yiyorum, gülüyorum... Daha Monikayla spor salonuna yazilacaz. Ikimizde hayattan bezmis durumdayiz. isten geliyorum "how was your day ? " diye soruyoruz birbirimize. Cevaplar hep ayni "boring". 
Sanki ne bekliyosak ? 
Gercekten su an neyin bana zevk verdigini bulmaya calisiyorum. Meslegimi ona göre seçecem. Ama yok. Hiç mi bisi sevmez insan ya ? Hiç mi sevilmez ? Böhühü. 
Yaz gelsin bahar gelsin. Su havalar geçsin. Bende sonbahar, ülkede sonbahar. Ah ki ne ah. Sandviç satmaya mi geldim lan ben buraya aq ? 

Neyse çüsss.