pazar günümüz

Cuma ögleden sonra aldigim bi kutu Napolitain'la, sabahtan beri gurultusunu bastirmaya çalistigim karnim. Soguk içtigim sicak sütlü kahvem. Toz içindeki bilgisayarim. Sarj olan telefonum. Gelmeyen mesajlar. Aramayan dostlar. Olmayan dostlar.. 
Süpürülmesi gereken bi oda. Hazirlanmasi gereken Marketing dosyasi. Sarki söyleyen abim. Ortalikta dolanan ablam. Perde araliginda yüzüme vuran günes, herseye ragmen soguk bi hava. Göz kirpan kis mevsimi... Bos çocuk parklari.Saatte bir geçen belediye otobûsü. Yikanmasi gereken saçlar. Yorgun eller, üsümüs ayaklar. Boynumdaki sivilce. Karsi sokakta sevilmeyi bekleyen bebek. Yapilmasi gereken yemek. 
Bir haftadir çikarmadigim kazagim, sökülmeye baslamis patiklerim, yedigim tirnaklarim, ögretmenler günü, annemle babamin evlilik yildönümü, 10 senedir evliligin ölümdönümü, tutulmayan sözler, birbirinden uzaklasan insanlar, herseye ragmen sevmeler, hatirlayip gülümsemeler... 
Yinede pazar günleri yasamaya deger demeler... 

-bir pazar daha-